9 Ekim 2010 Cumartesi

4. Sağlık için doktora gitmek


Sağlığın tanımı yapılırken "hastalıktan arınmış" olmanın yetmeyeceği özellikle vurgulanır. Sağlık "tam iyilik hali"dir.

Peki "iyi olduğumuzda" sağlık hizmetine, hekime gereksinmemiz var mı?

Daha önce hiç bu soruyla karşılaşmamış insanlar "hayır, neden olsun ki" derler. Toplumun içindeki pek çok insan da "iyi olunduğunda" hekime herhangi bir gereksinme duyulmayacağını düşünür. Dahası bunu bir "ata" sözüyle de ifade eder ve "Allah kimseyi hekime de hakime de düşürmesin" der.

Çünkü hekim ile hastalık "özdeş" sayılır.

Onlar gibi düşünen hekimlerin de olduğunu ne yazık ki biliyorum. Dahası bunu savunanlar hiç de az sayıda değil. Hekimliğin ancak hastalık halinde uygulanan bir meslek olduğunu düşünürler.

Günümüzde böyle değildir. Çünkü "iyilik halinin yitirilmemesi onun yeniden kazanılmasından daha önemli, daha anlamlı, daha doğru ve daha az maliyetli"dir. Bunun için sağlığı korumak ve hastalıkları önlemek hekimlerin ilk ve en temel görevleridir.

Kuşkusuz bunu yalnız başlarına yapamazlar. Aynı şeyi gereksinen ve isteyen insanların onlarla birlikte bu konularda işbirliği yapmaları gereklidir. Bu gerekliliği fark edenler bu işbirliğini kendiliklerinden ve doğal yollarla yaparlar.

Ama yaşam ve sağlık açısından çeşitli riskli ve tehlikeli durumlarda, kamu adına bu konuda tanımlanmış bir otorite ya da mekanizma bunların gerçekleştirilmesini garanti altına alır.

Dahası sıklıkla hem toplumun bireyleri, hem de pek çok hekim, "iyi insanlarla" uğraşan hekimleri ki bunlar genellikle birinci basamak hekimleridir "hekim" olarak kabul etmezler. Biraz kadın doğum uzmanları, biraz çocuk hekimleri, bir de diş hekimleri "herhangi bir sağlık sorunu olmadan da" kendilerinden hizmet alınabileceğini kabul ederler. Aslında onlar için bunun gerekçesi de kişilerin "iyilik halinde olmaları" değil, bu kişilerin onlardan sıklıkla ve gelecekte karşılaşacaklarını düşündükleri "ciddi bir sorun"un ortaya çıkma olasılığıdır.

Oysa hekimlik, hangi düzeyde olursa olsun aslında "temel olarak" sağlıkla ve sağlıklılık haliyle ilgili bir meslektir ve böyle olmalıdır.

"Çünkü 'hastalık hali' değil, 'iyilik hali'dir mutlak ve doğal olan".

Bu halin korunması, geliştirilmesi, potansiyel olumsuzluklardan etkilenmemesinin sağlanması, etkilenmelerin sorun boyutuna erişmeden fark edilerek, erken evrelerde daha az sıkıntılı ve acılı, hatta olabiliyorsa hiç acısız, basit yol yöntem ve uygulamalarla, daha az zarar vererek ve hasar yaratarak, hatta olabildiğince en az "bedel"in ödendiği yol ve yöntemlerle önlenmesi hekimin asıl işidir ve böyle olmalıdır. Çünkü daha önce dediğimiz gibi "hekimin ilk yapacağı şey zarar vermemek"tir.

Aslında toplumsal yaşam pek çok durum için "sağlıklılık hali"nin varlığını olmazsa olmaz bir koşul saymaktadır. Üstelik bunun sağlanması ve "kayıt altına alınarak" kanıtlanması bir kural halindedir. "Yapabilir olmak" önce sağlıklı olmakla mümkündür çünkü!

"Okula gitmemiz" için sağlıklı olmamız gereklidir. Bir işe girdiğimizde yapılan "giriş muayenesi"nin yapılması, o işe uygun olup olmadığımızı ortaya koyar. Bu kontroller "askerlik gibi, spor gibi özel işler ve hizmetler" için de bir ön koşuldur. Belirli seyahatlerin yapılması için önce "onu yapabilecek" durumda olmak gerekir.

Yine "toplum ve onu oluşturan bireyler risk yaratan durumlara" özgü olarak özel kontroller yapılması gereklidir.

Sağlıklı değilseniz "sürücü ehliyeti" alamazsınız, ya da sağlık ve fiziksel durumunuza uygun "özel düzenlemelerin varlığı" koşuluyla bu yetkiye sahip olursunuz.

Benzer biçimde "silah" kullanarak bir iş ya da eylemde bulunanlar için özel muayenelerden geçme zorunluluğu vardır.

Uçak pilotluğu gibi, yaptıkları iş "kontrol gücünün çok üstün olmasını gerektiren" mesleklerin uygulayıcıları açısından bu durum çok daha önemlidir.

Topluma bazı hastalıkları bulaştırma olasılığı olan meslekleri yapanların da "özel periyodik kontrolleri ve sağlık muayeneleri" gerekir. Bunun gibi sağlık hizmeti verenlerin sağlıklılık halini koruyor olmaları mesleklerini yapabilmeleri için bir ön koşuldur.

"Doğurganlık çağındaki kadınlar, gebeler, bebekler, çeşitli sakatlıkları olanlar, belirli hastalıkların daha sık görüldüğü yaşlara gelen kişiler" herhangi bir sağlık sorunları ve sağlıklarıyla ilgili yakınmaları olmadan da düzenli kontrol ve muayene edilmesi gereken gruplar arasındadırlar.

"Sachs'ın Hastalığı" kitabının daha başında "4. bölümün" başlığı "lisans" adını taşıyor. Birçok genç delikanlı ve öğrenci sporcu lisansı almak için Dr. Sachs'ın önüne geliyor ve muayene oluyorlar.

Bunun daha kitabın başında ayrıntılarıyla anlatılması, o sırada belirli yakınmalarının ortaya çıkması ve buna yönelik "önleme ve tedavi" konusunda Dr. Sachs'ın yaptıkları bize yukarıda saydığımız muayenelerin ne kadar anlamlı ve önemli olduğunu vurgulamak için konulmuş bence. Yoksa basitçe kitabın kalınlığını arttırmak için bulunmuş bir "mevzu" değil.

Sağlığa ve sağlık hizmetine gelin bir de böyle bakalım. Sağlık kurumlarına sadece "hastahane" olarak görmeyelim ya da yalnız ondan ibaret saymayalım ve sağlık kurumlarını da hastalandığımız zaman değil de "sağlıklıyken gideceğimiz, gitmemiz gereken bir kurum" olarak düşünelim. Sağlık kurumlarına sağlığımız ve sağlıklılığımız için, sağlıklıyken gidelim.

Bunu yaptığımızda ilk fark edeceğimiz şey "adı hastane" olan sağlık kurumlarının ve bu kurumlarda çalışan hekimlerin bu talebimiz için uygun olmadıkları ya da olamayacakları gerçeğidir. Aslında bu amaçla o kurumlara ve o hekimlere baş vurursanız size kızıp kapıyı bile gösterebilirler çünkü işleri ve yükleri başlarından aşkındır.

Ama onların bu yüklerinin çokluğunun asıl nedeni de "bu saydığımız hizmetlerin ya hiç, ya da gerektiği gibi verilmemesidir."

O zaman yapmamız gereken bize bu hizmetleri verebilecek kurumları ve hekimleri bulmak olmalıdır. Eğer çevremizde yoksa, talep etmeli ya da oluşturmalıyız. Var ama bu işlerle değil de "hastalıklarla" uğraşıyorlarsa, o zaman da onlara gerçek iş ve işlevlerini anımsatmamız, onların üstündeki kişiler, görevlendirenler, sağlık hizmet modellerine ilişkin kararları alanları buna uygun kararlar almaya yönelmemiz gereklidir.

Yukarıda saydığım tüm muayene ve kontroller yalnız onları yaptıran kişileri korumaz.

Aslında bunlar tüm toplumun korunmasını sağlar.

Bunu söylerken yalnız "bulaşıcı" hastalıkları kastetmiyorum. Onun dışındaki sağlık sorunları için de her kontrol, insanların çeşitli ve olası sorunlarını da ortaya çıkaran bir olanaktır.

Bir de bu kontroller sırasında "sağlıkla ilgili bilgilenme ve eğitim olanağı" da gündeme gelir. Muayene sırasında şimdi sorun yaratmayan ama ileride ortaya çıkabilecek sorunların önlenmesine yönelik bilgi de muayeneyi yapan tarafından kendiliğinden sunulacaktır. Bu bilginin bellekte edindiği yer ve bir tutuma dönüşme olasılığı, böyle bir muayene işlemi söz konusu olmadığı duruma göre daha yüksektir. Çünkü yaşamın içinde öğrenme en kalıcı bilgilenmeyi ve bilginin davranışa dönüşmesini sağlayacaktır.

Dahası tüm bu muayene ve kontroller sadece biraz zaman ayırmakla sağlanacak bir "fırsatı" da yaratır. Ancak böylelikle sağlık hizmetleri içinde yer alan "hastalık tanı ve tedavisi uygulamaları" için toplum olarak cebimizden çıkan paranın, yani bize yönelik maliyetinin azaltılması sağlanabilir.

Böyle olmadığında ortaya çıkan bedeli bugün ve yakın geçmişimize bir arada bakarak kıyasladığımız zaman görebiliyoruz. Aynı şeyi bu hizmetleri gerektiği şekilde veren ve vermeyen ülkelerin "sağlık hizmetlerine ayırdıkları kaynakları" kıyaslayarak da görebiliriz.

Yukarıda belirttiğimiz muayene ve kontrolleri kendimiz, yakın çevremize mutlaka düzenli olarak yatırmalıyız. Ayrıca etkileyebildiğimiz kişilere de bu konuda harekete geçmeleri için özendirici olmalıyız.

Diğer yandan hizmet aldığımız kişilere de bu kontrolleri yaptırıp yaptırmadıklarını sorarak, bize hizmet verip veremeyeceklerini buna göre belirlemeliyiz. Girdiğimiz bir lokantada çalışan aşçı vb. personelin "periyodik kontrol ve muayenelerinin" yapılıp yapılmadığını kapıdan içeri girerken sormalıyız. Bindiğimiz "taksi şoförünün en son ne zaman sağlık kontrolünden geçtiğini" merak edip öğrenmeliyiz.

"Sağlık en bireysel olduğu zaman bile 'toplumsal' bir olgudur"

Bizim sağlığımız toplumu, toplumun içindeki diğer bireylerin sağlığı da bizi doğrudan etkileyecektir. Ve yine en ucuz, en basit ve en kolay çözümlenen sağlık sorunları, henüz ortaya çıkmadan saptanan sağlık sorunlarıdır.

Bunu söylerken, "çekap"(Checkup) denilen bir çok incelemenin yapıldığı laboratuar ve çeşitli görüntüleme yöntemlerine dayanan muayene ve kontrolleri önerdiğimi de düşünmeyin. Söylemek istediğim, bunları nasıl yapacağını bilen bir "birinci basamak hekiminin" yapacağı, tepeden tırnağa bir muayenenin yapılmasıdır. Ancak öyle hekimler sayesinde sağlıklılığımızı daha uzun süre sürdürebilir, daha da iyi hale getirebilir yani geliştirebiliriz.

"Kötü örnek örnek değildir" der atalarımız; yaşadığımız modellerin "kötü olması" burada belirttiğimiz "doğru uygulamaların" yapılmasının gerekirliğini ortadan kaldırmaz. Üstelik bunların hepsi çok uzak olmayan bir geçmişte sahip olduğumuz hizmetler arasındadır. Sahip olduklarımızı da sağlığımızı koruduğumuz gibi korumalıyız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder