6 Ekim 2010 Çarşamba

7. Zamanı iyi kullanmak


Hekimlik belki de zamanın en kıt, dolayısıyla çok değerli olduğu mesleklerden birisidir. Onun kötü kullanılmış her anı, birilerinin sağlıksızlığı, hastalığı, sakatlığı ya da ölümü anlamına gelebilir.

Aslında sağlık söz konusu olduğunda tüm insanların zamanı çok değerlidir. Ancak pek az insan bunun farkındadır ve bu farkındalık nedeniyle zamanını kullanırken özen gösterir.

Zaman bazen bir çok sorunu çözebilir. Ama sağlık söz konusu olduğunda "gecikmek" sağlığı hatta yaşamı çok büyük risk ve tehlikelere maruz bırakabilir.

Sağlık hizmetine gereksinim duyan kişinin bu bakımdan hekime ve sağlık kuruluşuna bağlı/bağımlı olduğu, onun koşullarına uyma zorunda olduğu düşüncesi sıklıkla düşülen bir yanlıştır.

Bazı sağlık sorunları birden bire ortaya çıkar. Kesinlikle öngörülemez ve bilinemez. Acil durumlar, örneğin kazalar böyledir. Ama bir çok sağlık sorunu da öncesinde bir çok belirti ya da işaret verirler. İnsan bedeni "alarm ve kontrol" sistemleri bakımından iyi donatılmıştır. En küçük bir olumsuzluk bu sistemlerin çalışmasını sağlar ve algılanabilir bir işaret verir. İşte bunları bilmek, hangi alarmda ne yapılacağını öğrenmek çok önemlidir. Bu işaretler aslında insanların sağlık kurumları ve hekimlerle temaslarına da yani başvuru zamanlarına da yön verir.

Baştan beri savunduğumuz "herkesin bir hekimi / sağlık kuruluşu olması" kuralı tam da bunun en mükemmel bir biçimde sağlanmasını sağlayan bir olanaktır. Bu koşul ve olanağa sahip kişiler hem gereksindikleri sağlık bilgilerini yerinde ve zamanında alabilirler, sağlığını koruyacak, olumsuzlukları önleyecek bilgilerle donanarak neleri, niçin ve nasıl yapmaları veya yapmamaları gerektiğini bilir ve uygularlar, hem bazı sorunlar açısından düzenli izlemeleri yaptırabilir, hem de sorunlar çok küçükken en erken ve en kolay çözülebilecek durumdayken onlardan kurtulabilirler.

Hem hizmete gereksinim duyanın, hem de bu hizmeti sunanın tam bu noktada yapması gereken en önemli sorumluluğu "bunları programlamak"tır. Program yapmak çok az ve kısıtlı zamanın "en etkin ve en doğru" kullanılmasını sağlayan en önemli olanaklardan birisidir.

Sağlık hizmetinde genel, herkes için geçerli olan "genel programlar" vardır. Yaşamın çeşitli dönemlerinde yapılması zorunlu izleme ve kontroller bunların başında gelir. Yine birbirlerine benzer özelliklere ve durumları olan birden çok kişiye yönelik verilen sağlık eğitimini de genel programın önemli başlıklarından birisi olarak kabul etmelidir. Daha önce de söz ettiğimiz çeşitli dönemlerde yapılan zorunlu kontrolleri de bunların arasında sayabiliriz. Bunların tümü önceden en uygun zamanda, hatta çeşitli seçenekler sunularak programlanabilir ve etkin biçimde ve bir sorun yaşanmadan uygulanabilir.

Hizmete gereksinim duyanlara yönelik "özel programlar" ise "randevulu görüşmeler"le sağlanabilir. Genel olarak zamanı daha bol olanın, daha kıt olana uyması biçiminde düzenlenen "randevular", sağlık söz konusu olduğunda böyle bir "eşitsizlik" içermemelidir. Dahası bu randevuyu gerektiren durumun kendi gereklilikler de mutlaka göz önüne alınmalıdır.

Kitabın "Angèle Pujade" başlıklı yedinci bölümünde bu nokta Dr.Sachs'ın ağzından çıkan "Hayır onu sekiz gün bekletemeyiz, bu çok fazla olur" cümlesinde somutlaşmaktadır.

Avrupa Birliği Hasta Hakları Çalışma grubunun ortaya koyduğu, sonradan "14 Hak" olarak adlandırılan Kasım 2002'de Roma'da kabul edilerek, AB ülkelerinin imzasına açılan "Avrupa Hasta Haklarına İlişkin Avrupa Statüsü (Ana Sözleşmesi)" nin "Hastaların Zamanına Saygı" başlıklı "yedinci hak"kın içeriği şöyledir:

Her birey hızlı ve önceden belirtilen süre içerisinde gerekli tedaviyi alma hakkına sahiptir. Bu hak tedavinin her aşaması için geçerlidir.

Durumun aciliyeti ve spesifik standartlar bazında belli bir süre içinde verilmesi gereken hizmetler dikkate alınarak bekleme sürelerinin belirlenmesi sağlık hizmetlerinin görevidir. Her bireye hizmetten yararlanma konusunda garanti verilmeli ve bekleme listesi söz konusu olduğunda hemen imzalamaları temin edilmelidir.

Her bir birey gizlilik hakkına saygı ölçüsünde istediği takdirde bekleme listelerine bakabilmelidir.

Önceden belirlenen süre içerisinde sağlık hizmeti verilemezse aynı kalitede alternatif hizmetler kullanım ihtimali garanti edilmeli ve bundan kaynaklanan harcamalar makul bir süre içerisinde hastalara geri ödenmelidir.

Doktorlar hastalarına bilgi verme süresi dahil olmak üzere yeterli zaman ayırmalıdır.

Burada söz konusu duruma ilişkin haklar, öncelikler ve uygulamanın nasıl yapılacağı açık ve somut biçimde sıralanmıştır. Hekimler ve sağlık kurumları bunlara uygun biçimlerde davranmakla yükümlüdürler.

Günümüzde herkesin bir "hekimi / sağlık kuruluşu" olmadığı ve "basamaklı sağlık hizmet sistemi" uygulanmadığı için kişiler sağlık sorunları çıktığında ya acil sağlık ünitelerine başvurmakta, ya da özellikle "telefon" kullanmak zorunda kalarak "ikinci basamak" sağlık kuruluşlarında muayene olmak için randevu talebinde bulunmaktadırlar.

Eskiden yaşanan çok erken saatlerde sağlık kuruluşunun kapısında sıraya girme zorunda olmaya göre, görüntüde de olsa bir iyileşme gibi düşünülen bu sistemde, sağlık hizmetine ulaşma ve gerektiği şekilde yararlanma hakkına da, yukarıda açıklanan 14 hakta dile getiren değişik haklara aykırı bir uygulama söz konusu olmaktadır.

Sağlık Bakanlığı'nın bu randevu sistemini bölgesel düzlemde merkezileştirmesi çabaları da sorunu çözmeyecek, tersine daha da karmaşıklaştıracaktır. Çünkü böyle bir sisteme ulaşma noktasında gerek harcanan zaman, gerekse bunun maliyeti göz önüne alındığında, bunun hizmeti vermeye değil, vermemeye, başka bir deyişle artan talebi azaltmaya yönelik bir uygulama olacağı açıktır.

Olanları eleştirmeyi bir yana bırakıp bu konuda yapılması gerekenin ne olduğunu ortaya koymak bu noktada kuşkusuz daha yararlı olacaktır.

  • Herkesin bir "ilk basamak hekimi /sağlık kuruluşu" olmalıdır.
  • Bu hekim / kuruluş önceden karşılıklı olarak belirlenen bir program uyarınca düzenli ve periyodik izlemeleri programlamalı ve bunları yaptığı sırada sorunlara yönelik gerekli bilgileri verecek ve aydınlatmayı yapacak zamanı da içine katarak randevu vermelidir.
  • Hekim ya da sağlık kuruluşu acil durumlarda gerek danışma, gerekse acil ve ilk yardım hizmeti için bir zaman ayırma taahhüdünde bulunmalı, en azından ilk başvuru yeri bakımından bir yönlendirme yapmalıdır.
  • Topluma yönelik olarak "sorun merkezli ya da genel sağlık eğitimi" topluma yönelik olarak programlanmalı ve hizmetten yararlananlara duyurulmalıdır.
  • Sağlık sorunları ya da hastalıklar ortaya çıktığında hizmet gereksinimi olanlar olabilecek en erken evrede hekime ya da sağlık kurumuna başvurarak "randevu" talebinde bulunmalı, kendi zamanı ve durumun gerekleri yerine getirilerek, ilk basamak kontrol için olabilecek en uygun zaman, belirli bir esneklik çerçevesinde belirlenmeli ve buna uygun davranılmalıdır. Muayeneyi izleyen, tetkik, tedavi ve çeşitli girişimler için de uygun zamanlama, hastanın hakları ve hizmeti sunanın olanakları çerçevesinde gecikmeye yol açmayacak şekilde belirlenmeli ve hizmetin devamlılığı sağlanmalıdır.
  • Hastanın durumu "ikinci" ya da daha üst basamaklardan hizmet almayı gerektiriyorsa, bununla ilgili randevular, hastayla birlikte ve onun seçme hakkı da gözetilerek, ilk basamak hekimi veya sağlık kuruluşunun aracılığıyla sağlanmalıdır. Bu noktada belirlenen zaman ve verilen randevular sıkça yaşadığımız örneklerde olduğu gibi geniş zaman dilimleriyle değil, yine belirli bir esneklik ölçüsünde ve gerçek zaman temelinde belirlenmeli, bunun sorumluluğu birinci basamak hekimi ve sağlık kuruluşunda olmalıdır.

    Sağlık hizmetinden yararlanan kişilerin kendi zamanlarına saygısı kadar hizmet aldığı kurumların ve burada çalışan kişilerin zamanlarına da saygı göstermeleri bir zorunluluktur. Çünkü o zaman aynı zamanda kendisi gibi hizmet gereksinimi olan diğer insanlara da aittir. Bu noktada duyarlı olunduğunu gösterecek tutum ve davranışlar ortaya konulmalı, belirli nezaket kuralları çerçevesinde, anlayışlı ve dostça bir yaklaşım söz konusu olmalıdır.

    Bu bağlamda zorlamaların söz konusu olmaması için sağlık kurumu ve hekimin günlük programının açık, net ve bilinir olması çok önemlidir. Acil durumlar dışında bunun yapılması ve genel olarak herkesçe bilinmesi hem zamanı daha etkin ve doğru kullanmayı hem de programın herkesçe kabulünü sağlar.

    Bu noktada her hekimin günlük yaşamındaki tüm zamanını, çalışmak, bilgisini yenileme ve eğitimini sürdürmek, dinlenme ve kendini yenilemeye yönelik etkinlikler için kullandığı, bunun böyle olması gerektiği, onun hizmetinden yararlanacak herkesin bilgisi dahilinde olmalıdır. Böyle bir durumun varlığı ancak hekimle onun hizmetinden yararlananın belirli bir yakınlığının ve ilişkisinin olmasıyla mümkün olacaktır. Bu ise yine her zaman söylediğimiz gibi, yalnızca hizmet sırasında değil, bunun dışındaki zamanlarda da çeşitli biçimlerde bir arada olmayı sağlayacak bir yaşam düzeniyle mümkün olacaktır. Buradan çıkarak birinci basamak hekimlerinin onların hizmetinden yararlanan kişilerle aynı ya da yakın ortamlarda olmalarının en doğru yaklaşım olacağını bir kez daha söyleyebiliriz.

    Bu bakımdan hekime çalışması sırasında yardımcı olan insanlarla kurulacak dostça ve yakın ilişkiler, burada yaşanan sorunların büyük bölümünü çözümleyecektir. Daha önce yaşanan bir "tanışıklık" bile bir çok sıkıntıyı yaşanmadan ortadan kaldırabilir. Kitapta adından söz edilen "Angèle Pujade" onlardan birisidir. Dr. Sachs'ın randevularını düzenleyen bu yardımcı Dr.Sachs'ın yükünün önemli bölümünü de üstlenmektedir.

    "Zamanı etkin ve doğru kullanma" konusunu şu şekilde bağlayabiliriz:

    Bu konuda standart ve herkese eşit uygulanan kurallar kuşkusuz söz konusu olmalıdır. Ama bunu, örneğin başvuru zamanına göre bir sıralamayla yapmak ya da herkese eşit zaman ayırmak biçiminde "kaba" bir eşitlik anlayışıyla yapmak doğru değildir. Burada gözetilmesi gereken eşitlik beklenen sonuç, yani "iyiliğin sağlanması" olmalıdır. Bu ise ancak, kişinin hizmetten etkin bir şekilde yararlanmasını etkileyen koşul, olanak ve durumları göz önüne alınarak yapılacak bir değerlendirmeyle belirlenebilir.

    Somut, açık, net ve kabul edilebilir bir gerekçe söz konusu olduğunda, başka bir deyişle adalet ve hakkaniyet içinde davranıldığında zaman da en doğru biçimde kullanılmış olacaktır.

  • Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder